Malumları olduğu üzere Avrupa Birliği"nde, demir-çelik ve metal sektörlerinde yeşil dönüşüm ve ticari korunma hedefleri doğrultusunda kapsamlı düzenlemeler yürütülmektedir. (AB) 2024/1468 sayılı Atık Sevkiyatı Tüzüğü uyarınca, Mayıs 2027’den itibaren hurda metalin üçüncü ülkelere ihracatının kısıtlanması öngörülmekte;19 Mart 2025 tarihli Çelik ve Metal Eylem Planı da hurdanın AB içinde öncelikli olarak değerlendirilmesi yönündeki yaklaşımı pekiştirmektedir.
Bunlara ilaveten AB"de hurda metal, alüminyum ve bakıra ilişkin ticaret verilerinin izlenmesi amacıyla 23 Temmuz 2025’te bir gözetim sistemi devreye alınmıştır. Bu defa 18 Kasım 2025’te düzenlenen Avrupa Alüminyum Zirvesi’nde Komiser Maroš Šefčovič, Komisyonun alüminyum hurdası ihracatına yönelik bir önlem hazırlığı yürüttüğünü açıklamıştır.
Etkinlikte, AB’nin ticaret ve ekonomik güvenlik politikaları kapsamında alüminyum sektörünü desteklemek üzere yürütülen tedbirleri değerlendiren Komiser;
Komiser Şefçoviç’in açıklamasına aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilmektedir: https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/speech_25_2713
Öte yandan, Europe Aluminium kuruluşu tarafından SKDM Yüksek Düzeyli Diyaloğu sonrasında, AB Refah ve Endüstriyel Stratejiden Sorumlu Komiser Stéphane Séjourné ve İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Komiser Wopke Hoekstra’ya hitaben kaleme alınan 4 Kasım 2025 tarihili mektupta, Komisyon’un ihracat mekanizması oluşturma niyetini ve ticaret sapmasının önlenmesi tedbirlerinin güçlendirilmesini desteklemekle birlikte, toplantıda sunulan önerilere ilişkin bazı endişeleri dile getirilmektedir.
Bu kapsamda, ihracata yönelik çözüme ilişkin olarak; mevcut önerinin yalnızca AB ETS kapsamındaki tesislere yönelik olması ve sadece ücretsiz tahsisatların kaldırılmasına ilişkin maliyetleri telafi etmesi sektör tarafından eleştirilmektedir. Avrupa’daki alüminyum ihracatının büyük kısmını ETS kapsamı dışında kalan aşağı yönlü (downstream) tesislerin yaptığı ve sistemin bu tesisleri korumadığı vurgulanmaktadır. Artan hammadde fiyatları nedeniyle oluşacak SKDM ve ETS kaynaklı maliyetlerin uluslararası rakiplerde bulunmadığı belirtilerek;
İlaveten, alüminyum hurdası önlemine ilişkin olarak; SKDM’nin sadece tüketici kullanımı öncesi hurdaları kapsamasının büyük bir boşluk yaratacağı ifade edilmektedir. Üçüncü ülke üreticilerinin tüketici kullanımı sonrası hurda beyan ederek SKDM maliyetini düşürebileceği, buna karşılık AB’deki dönüşüm ve geri dönüşüm tesislerinin tam karbon maliyetine maruz kalacağı belirtilmektedir. Ayrıca sınırda tüketici kullanımı öncesi/sonrası ayrımının doğrulanmasının mümkün olmadığına dikkat çekilmektedir.
Bu nedenle sektör,
Bahsekonu mektubun bir örneği ekte sunulmaktadır.


